
Özellikle infaz hukuku ve ceza hukuku bakımından değerlendirildiğinde yeni düzenlemenin iki farklı yaklaşımı birlikte benimsediği görülmektedir. Kanun bir taraftan ağır suç işleyen çocuklar bakımından ceza ve infaz rejimini ağırlaştırırken diğer taraftan daha hafif suçlarda çocukların kapalı ceza infaz kurumlarından uzak tutulmasını, eğitim ve rehabilitasyon temelli tedbirlerin uygulanmasını amaçlamaktadır. Bu nedenle 7593 sayılı Kanun yalnızca “çocuk suçluluğuna ilişkin cezaların artırıldığı” bir kanun olarak değerlendirilmemelidir. Düzenleme aynı zamanda çocuk hükümlülerin infaz rejimini, koşullu salıverilme hesaplamalarını, çocuk eğitimevlerini, HAGB ve denetimli serbestlik uygulamalarını ve çocuklar hakkında yürütülen ceza soruşturmalarının usulünü değiştiren kapsamlı bir düzenleme niteliğindedir.
Yeni düzenlemeyle 12-15 ve 15-18 yaş gruplarındaki çocuklar hakkında uygulanabilecek cezaların sınırları yükseltilmiştir. Ayrıca belirli ağır suçlarda hâkime çocuklara ilişkin olağan ceza indiriminden sayılabilme imkânı tanınmıştır.
12-15 Yaş Grubunda Cezalar Nasıl Değişti?
Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş ancak 15 yaşını doldurmamış ve ceza sorumluluğu bulunduğu kabul edilen çocuklar bakımından;
ağırlaştırılmış müebbet yerine uygulanan ceza 13 yıldan 18 yıla,
müebbet hapis yerine uygulanan ceza 10 yıldan 12 yıla yükseltilmiştir.
Diğer hapis cezaları bakımından ise indirim sonucunda verilecek cezanın 9 yıldan fazla olamayacağına ilişkin yeni üst sınır kabul edilmiştir.
Dolayısıyla değişiklik yalnızca infaz aşamasını değil, infaz edilecek temel cezanın miktarını da doğrudan etkilemektedir.
15-18 Yaş Grubunda Cezalar Artırıldı
Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını doldurmamış kişiler açısından da cezalar ağırlaştırılmıştır.
Yeni düzenlemeye göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren bir suçta uygulanacak hapis cezası 19 yıldan 27 yıla, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda ise 15 yıldan 18 yıla çıkarılmıştır.
Diğer hapis cezaları bakımından uygulanan indirim sonucunda verilecek cezanın üst sınırı ise 15 yıl olarak belirlenmiştir.
Bu değişikliklerin infaz hukuku açısından önemi açıktır. Hükmedilen temel cezanın artması, kural olarak hükümlünün ceza infaz kurumunda geçireceği süreyi ve koşullu salıverilme hesabını da doğrudan etkileyebilecektir.
7593 sayılı Kanun ile TCK m.31’e yeni bir dördüncü fıkra eklenmiştir.
Buna göre; kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamanın belirli halleri bakımından hâkim;
kasta dayalı kusurun ağırlığını,
failin amaç ve saikini,
suçun işleniş biçimini,
çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasına mahkûm edilmiş olup olmadığını dikkate alabilecektir.
Bu kriterlerden bir veya birkaçının bulunması hâlinde, 15-18 yaş grubundaki çocuk hakkında TCK m.31/3’te öngörülen çocuklara özgü indirim uygulanmayabilecektir.
12-15 yaş grubunda ceza sorumluluğu bulunan çocuk bakımından ise ikinci fıkra yerine, daha ağır sonuç doğuran üçüncü fıkra hükümlerinin uygulanabilmesine imkân tanınmıştır.
Bu değişiklik, çocuk ceza hukuku bakımından son derece önemlidir. Çünkü kanun koyucu ilk kez belirli ağır suçlarda yalnızca çocuğun yaşına bağlı otomatik bir indirim mekanizması yerine, somut olayın ağırlığına ve failin kusuruna göre farklılaşabilen bir sistem öngörmektedir.
Çocuk Tutuklu ve Hükümlülerin Ceza İnfaz Kurumlarında Ayrılması
7593 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 11. maddesinde değişiklik yapılmıştır.
Daha önce düzenlemede kullanılan “çocuk tutuklular” ifadesi, “çocuk hükümlülerin veya tutukluların” şeklinde değiştirilmiştir.
Ayrıca çocukların kurumlarda ayrılmasında dikkate alınabilecek kriterler arasına “suç türleri” de eklenmiştir.
Böylelikle çocukların infaz kurumlarında barındırılması ve ayrılması bakımından yalnızca yaş veya diğer kişisel kriterlerin değil, isnat edilen veya hükme konu olan suçun niteliğinin de dikkate alınabilmesinin hukuki zemini güçlendirilmiştir.
Bu hüküm hem çocuk tutuklular hem de kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan çocuk hükümlüler bakımından önem taşımaktadır.
Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Eğitimevine Geçiş Değişti
5275 sayılı Kanun’un 15. maddesinde gerçekleştirilen değişiklik, çocukların cezalarının infaz biçimi açısından Kanun’un en önemli hükümlerinden biridir.
Çocuk hükümlünün çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmasına, idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirme sonucunda karar verilecektir.
Bu değerlendirme en geç üç ayda bir gerçekleştirilecektir.
Değerlendirmeye psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı veya öğretmen gibi uzmanların yanında Türkiye Barolar Birliği Çocuk Hakları Komisyonu tarafından görevlendirilecek bir avukat gibi en az bir uzman görevlinin de katılması öngörülmüştür.
Çocuk eğitimevine ayrılması bakımından tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlünün yeniden değerlendirilme süresi ise altı ayı geçemeyecektir.
Bu düzenleme, çocuk hükümlünün kapalı kurumdan daha eğitim ve rehabilitasyon odaklı bir kuruma geçişinin düzenli aralıklarla yeniden incelenmesini sağlamaktadır.
Hangi Çocuk Hükümlüler Doğrudan Eğitimevine Gönderilecek?
Yeni düzenlemenin çocuk infaz hukuku bakımından getirdiği önemli yeniliklerden biri de bazı çocuk hükümlülerin cezalarının doğrudan çocuk eğitimevlerinde infaz edilmesidir.
Buna göre;
kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm edilen çocuklar ile taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm edilen çocukların cezaları doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilecektir.
Bu çocukların önce kapalı çocuk ceza infaz kurumuna alınarak daha sonra eğitimevine ayrılmaları gerekmeyecektir.
Düzenleme özellikle nispeten daha düşük süreli hapis cezalarında çocuğun kapalı cezaevi ortamına alınmasını önlemek ve cezanın eğitim ve topluma yeniden kazandırma fonksiyonu çerçevesinde yerine getirilmesini sağlamak bakımından önem taşımaktadır.
Çocuk Eğitimevinden Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna Gönderilme
Eğitimevine alınmak mutlak ve geri alınamaz bir hak niteliğinde değildir.
Kanuna göre çocuk eğitimevinde bulunan hükümlülerden;
firar edenler, başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler, kapalı ceza infaz kurumuna iade veya odaya kapatma disiplin cezası kesinleşenler ile kurum düzeni veya kişi güvenliği bakımından tehlikeli eylemlerde bulunanlar, idare ve gözlem kurulu kararıyla çocuk kapalı ceza infaz kurumuna gönderilebilecektir.
Dikkat çekici noktalardan biri, kurum düzeni veya kişi güvenliği açısından tehlike oluşturan eylemlerde disiplin cezasının kesinleşmesinin her durumda beklenmeyecek olmasıdır.
Çocuk hükümlülerin hangi suç ve ceza türlerinde eğitimevine ayrılacağı, eğitimevinde ne kadar süre geçireceği ve kapalı kuruma geri gönderilmesine ilişkin ayrıntılı uygulama esasları ise yönetmelikle belirlenecektir.
7593 Sayılı Kanun ile Koşullu Salıverilme Değişikliği
Kanunun infaz hukuku açısından en önemli düzenlemelerinden biri 5275 sayılı Kanun m.107/5’te yapılan koşullu salıverilme değişikliğidir.
Çocuk hükümlüler bakımından özel bir infaz avantajı bulunmaktadır. Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında hükümlünün 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınmaktadır.
7593 sayılı Kanun bu sistemi tamamen kaldırmamış, fakat bazı ağır suçları uygulamanın dışında bırakmıştır.
Yeni düzenlemeye göre;
kasten öldürme suçları (TCK m.81, 82 ve 83),
cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı (TCK m.102 ve 103),
uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK m.188),
suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK m.220)
bakımından 15 yaşından önce ceza infaz kurumunda geçirilen bir günün iki gün sayılması kuralı uygulanmayacaktır.
Değişikliğin sonucu, söz konusu suçlardan hükümlü çocukların koşullu salıverilme tarihlerinin hesaplanmasında ortaya çıkacaktır.
Örneğin kapsam dışında olmayan bir suçtan hükümlü çocuğun 15 yaşını doldurmadan önce infaz kurumunda geçirdiği süre koşullu salıverilme hesabında iki kat dikkate alınmaya devam ederken; kasten öldürme, belirlenen cinsel suçlar, uyuşturucu ticareti veya örgüt kurma suçlarında bu avantaj uygulanmayacaktır.
Dolayısıyla düzenleme, belirlenen ağır suçlar bakımından fiilen ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken süreyi artırabilecek niteliktedir.
HAGB Kararı Verilen Çocuklarda Denetimli Serbestlik
7593 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesine önemli bir düzenleme eklenmiştir.
Adli süreçteki çocuk hakkında yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilirse, yukarıda açıklanan yönlendirme tedbirlerinden uygun görülen bir veya birkaçına denetimli serbestlik tedbiri olarak hükmedilebilecektir.
Böylelikle çocuk hakkındaki HAGB kararı yalnızca belirli bir denetim süresinin geçirilmesinden ibaret olmayacak; çocuğun ihtiyacına göre sosyal, eğitsel veya rehabilite edici yükümlülüklerle desteklenebilecektir.
Kanun ayrıca çocuklar lehine HAGB bakımından önemli bir istisna getirmiştir. Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın az olması hâlinde, çocuk hakkında HAGB kararı verilebilmesi için zararın giderilmiş olması şartı aranmayabilecektir.
Tutukluluk Bakımından 7593 Sayılı Kanun Ne Getirdi?
7593 sayılı Kanun doğrudan doğruya tutuklama şartlarını, azami tutukluluk sürelerini veya CMK m.100’deki tutuklama nedenlerini değiştiren genel bir düzenleme getirmemektedir.
Bu ayrım önemlidir.
Kanunun tutukluluğa ilişkin etkisi daha çok çocuk tutukluların ceza infaz kurumlarındaki statüsü ve barındırılma koşulları üzerinden ortaya çıkmaktadır.
5275 sayılı Kanun m.11’deki düzenlemenin “çocuk hükümlüler veya tutuklular” şeklinde genişletilmesi ve suç türlerinin ayrım kriterleri arasına alınması bunun temel örneğidir. Ayrıca çocuk eğitimevinde bulunan hükümlü hakkında başka bir fiil nedeniyle tutuklama kararı verilmesi, çocuğun kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine neden olabilecektir.
Dolayısıyla “7593 sayılı Kanun tutukluluk sürelerini değiştirdi” şeklinde genel bir değerlendirme doğru değildir.
Sosyal İnceleme Raporu Zorunluluğu
Kanun, çocuklar hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalarda sosyal inceleme mekanizmasını da önemli ölçüde güçlendirmiştir.
CMK m.174’e eklenen hüküm uyarınca 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmadan düzenlenen iddianame iade edilebilecektir.
Çocuk Koruma Kanunu m.35’te yapılan değişiklikle de 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu hâle getirilmiştir.
15 yaşını doldurmuş çocuk bakımından sosyal inceleme yapılmaması durumunda ise Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hâkimi bunun gerekçesini iddianamede veya kararda göstermek zorundadır.
Bu düzenleme, çocuğun yalnızca işlediği iddia edilen fiil üzerinden değil; aile yapısı, sosyal çevresi, gelişimi ve kişisel koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi açısından önemlidir.
Çocuklar Hakkında Acil Korunma ve Tedavi Tedbirleri
7593 sayılı Kanun, özgürlüğün fiilen sınırlandırılabilmesiyle de bağlantılı olabilecek yeni bir acil korunma mekanizması oluşturmuştur.
Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, davranışsal bağımlılık ya da ağır tehlike oluşturan bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi veya başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu değerlendirilen çocuk hakkında uzman hekim tarafından tedavi ihtiyacı tespit edilirse 24 saat içinde rapor hazırlanacaktır.
Sağlık kurumu raporun düzenlenmesinden itibaren en geç 24 saat içinde çocuk hâkimine başvuracak; başvurudan itibaren en geç 48 saat içinde üç uzman hekimden oluşan sağlık kurulunun raporu mahkemeye sunulacaktır. Hâkim de talep hakkında en geç 48 saat içerisinde karar verecektir.
Hâkim, çocuğun üstün yararını dikkate alarak acil korunma kararının devamına, kaldırılmasına veya başka bir koruyucu ve destekleyici tedbir uygulanmasına karar verebilecektir.
Koruyucu Tedbirlere Uymayan Anne, Baba veya Vasiye Tazyik Hapsi
7593 sayılı Kanun’un özgürlüğü bağlayıcı sonuç doğuran dikkat çekici düzenlemelerinden biri de tazyik hapsidir.
Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararının gereklerine aykırı davranan;
anne,
baba,
vasi veya
çocuğun bakım ve gözetiminden sorumlu kişi
çocuk hâkimi tarafından 3 günden 10 güne kadar tazyik hapsiyle cezalandırılabilecektir.
Karara karşı itiraz mümkündür. Tazyik hapsi kararı kesinleştikten sonra Cumhuriyet başsavcılığı tarafından infaz edilecektir.
Dolayısıyla Kanun yalnızca çocuk hükümlülerin cezalarının infazını değil, çocuk hakkında verilen koruyucu tedbirlerin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla yetişkinler bakımından uygulanabilecek bir tazyik hapsi infazı da düzenlemektedir.
“Suça Sürüklenen Çocuk” Yerine “Adli Süreçteki Çocuk” Kavramı
7593 sayılı Kanun ile çocuk ceza hukukunun terminolojisinde de kapsamlı bir değişiklik gerçekleştirilmiştir.
Çok sayıda kanun hükmünde kullanılan “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin yerine “adli süreçteki çocuk” veya “hakkında adli süreç yürütülen” ifadeleri getirilmiştir.
Değişiklik; Sosyal Hizmetler Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu’nun çok sayıda maddesine yansıtılmıştır.
Bu değişiklik yalnızca terminolojik görünmekle birlikte, çocukların henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadan “suç” kavramıyla özdeşleştirilmemesi ve çocuk ceza adaletinin koruyucu yaklaşımının güçlendirilmesi bakımından önem taşımaktadır.
7593 sayılı Kanun’un ceza ve infaz hukukuna ilişkin hükümleri birlikte değerlendirildiğinde kanun koyucunun çocuk ceza adaletinde iki yönlü bir sistem oluşturmaya çalıştığı görülmektedir. Bir tarafta kasten öldürme ve belirli ağır yaralama suçları bakımından çocuklara uygulanabilecek cezaların ağırlaştırılması ve bazı durumlarda yaş küçüklüğü nedeniyle uygulanan olağan indirim sisteminden ayrılabilme imkânı bulunmaktadır. Buna ek olarak kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı belirli suçlar, uyuşturucu ticareti ve suç örgütü kurma suçlarında 15 yaşından önce cezaevinde geçirilen bir günün iki gün sayılması şeklindeki koşullu salıverilme avantajının kaldırılması, ağır suçlar bakımından fiili infaz süresinin uzamasına yol açabilecek niteliktedir.
Diğer taraftan daha düşük süreli hapis cezalarında çocukların doğrudan eğitimevine gönderilmesi, eğitimevine geçiş şartlarının düzenli olarak değerlendirilmesi, HAGB kapsamında sosyal ve eğitsel yükümlülüklerin denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanması ve sosyal inceleme sisteminin güçlendirilmesi, rehabilitasyon ve çocuğun yeniden topluma kazandırılması yaklaşımının devam ettiğini göstermektedir.
Dolayısıyla 7593 sayılı Kanun’u yalnızca “çocuk cezalarını artıran düzenleme” şeklinde değerlendirmek eksik olacaktır. Yeni sistemde ağır suçlarda ceza ve infazın sertleştirilmesi; daha hafif suçlarda ise kapalı ceza infaz kurumunun mümkün olduğunca geri plana çekilerek eğitim, sosyal destek ve denetimli serbestlik mekanizmalarının güçlendirilmesi yönünde belirgin bir ayrım bulunmaktadır.
7593 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler; çocuk hükümlülerin cezalarının infazı, koşullu salıverilme hesabı, çocuk eğitimevine ayrılma, denetimli serbestlik, HAGB, çocuk tutukluların kurumlarda barındırılması ve koruyucu tedbirlerin infazı bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bununla birlikte her hükümlünün hukuki durumu; suç tarihi, suçun türü, suç tarihinde çocuğun yaşı, kesinleşen cezanın miktarı, infaz kurumunda geçirilen süre ve lehe kanun hükümleri dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle özellikle 7593 sayılı Kanun sonrası infaz hesaplama, koşullu salıverilme tarihi, çocuk hükümlünün eğitimevine ayrılması veya ceza ve infaz rejiminin belirlenmesi konusunda somut dosya üzerinden değerlendirme yapılması önem taşımaktadır.
Ankara’da ceza hukuku ve infaz hukuku alanında hukuki destek sunan Avukat Başbuğ Kürşad Safi, 7593 sayılı Kanun kapsamındaki değişiklikler başta olmak üzere; infaz hesaplama, koşullu salıverilme, denetimli serbestlik, tutukluluğa itiraz ve ceza yargılaması süreçlerinde somut dosyanın özelliklerine göre hukuki değerlendirme ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Kanunun TBMM’deki tam metnine buradan ulaşabilirsiniz; 7593 Sayılı Kanun – TBMM Kanun Metni

